Akar Şümşet ile Gamification’a Dair Tüm Detaylar

Yeni Dijital Stüdyo etkinliği, 3 Ekim 2015 Cumartesi günü gerçekleştirilecek. Gamification yani Oyunlaştırma konulu etkinlik öncesi, etkinliğin yol göstericisi Akar Şümşet ile bir röportaj gerçekleştirip kafamıza takılan kimi sorulara cevap almak istedik. Çeşitli üniversitelerde verdiği seminerler ve önde gelen markalara yaptığı danışmanlıklarla uzmanlığını paylaşmayı sürdüren, UX ve Oyunlaştırma Mentoru Akar Şümşet’e verdiği yanıtlardan ötürü teşekkür ediyor ve sizleri söyleşiyle baş başa bırakıyoruz. Etkinlikte görüşmek üzere, biletinizi tükenmeden alın.

  1. Öncelikle Gamification kavramının tanımı ve tarihiyle başlayalım isterseniz? Adıyla belli çağrışımlar yapsa da işin uzmanı olarak siz ‘oyunlaştırma’yı nasıl tanımlarsınız ve ortaya çıkışıyla ilgili kısaca neler söyleyebilirsiniz?
    Tanım konusunda farklı yaklaşımlar var. Bazıları oyun elementlerini ön plana çıkarırken, diğerleri davranışsal öğelere vurgu yapıyor. Ama hepsi motivasyonda buluşuyor. Benim de yaklaşımım, aynı zamanda bir UX tasarımcısı olmamdan mütevellit pek de sürpriz olmayan bir şekilde, davranışsal tarafa yakın. Basitçe; “İş hedefleri doğrultusunda davranışsal değişiklikler temin etmek için oyunların motive edici öğelerinden faydalanmak” diyebiliriz. Daha da sadeleştirelim. Oyunlarda büyülü bir şeyler var ve bunları oyunların dışında da kullanabiliriz.
    Ortaya çıkışı konusu aslında sadece bir ad verme hikayesi. Yani aslında hep var olan fakat ancak isim verilip bir de başarı hikayesi çıkarınca üzerine odaklanılmış bir konu. Terim 2000’lerin başında ortaya çıkıyor. Gelgelelim, mağarada yaşadığımız dönemlerden beri, farklı bir anlamda da olsa, hayatlarımızda yeri olan “oyun”un iş amaçlı kullanımının çetelesini tutmak kolay değil elbette. Bu açıdan, “ezeli ve ebedi” bir tarihçesi var desek kulağa abartılı gelse de doğru olur.
  2. Peki bu kavramın, gelinen noktada bu denli önem kazanmasında etkili olan faktörler nelerdir? Yani hangi faydaları sağlıyor ya da hangi açığı kapattı ki, geçen zaman içinde üzerine bu denli düşülen bir konu haline geldi? Bununla ilgili neler söyleyebilirsiniz?
    Kendi başına muazzam bir Foursquare hikayesi var. Oyunlaştırmayı hem yücelten hem de şu an sektördeki çoğu sorunun kaynağı olan bir başarı bu. Böyle bir başarı kaçınılmaz olarak bir “hype” yarattı. Bu hype; “retention’ı arttırmanın 5 yolu”, “conversion rate’i yükseltmenin on admı”, “milyoner olmanın tek kuralı” gibi yazı başlıklarının popüler olduğu bir dönemde bir diğer “sihirli çözüm” olarak pazarlamadan ux’e, eğitimden e-ticarete iyi bir pozisyon elde etti akıllarda. Buna bir de, Foursquare’in o meşhur, “Puan, Rozet, Ödül” mantığının basitliği de katılınca uygulamanın yayılması çok uzun sürmedi.
  3. Gamification konusunun diğer alanlarla nasıl bir ilişkisi ve alışverişi var? Mesela, UX konusuyla arasındaki ilişki kısaca nasıl tanımlanabilir?
    Prensip olarak oyunlaştırma, sunulan deneyimin içinde bir katman olarak kurgulanır. Bunu bir pastanın içindeki kremalı kısımlar gibi düşünebilirsiniz. Evet, krema güzeldir fakat ancak pasta keki güzelse güzelliği anlaşılır. Aksi halde heba olur. Ve yine güzel diye çok fazla krema da konmaz pastaya. Yoksa insanı “bayar”. İşte oyunlaştırma da böyle bir şey. Tek başına hiçbir şey ama doğru üründe fevkalade.
    Nasıl ki, krema pasta ile özdeşleşse de kahveden, milkshake’e dek kullanılır. Oyunlaştırma da benzer şekilde pazarlamadan, İK’ya; UX’ten sosyal medyaya uygulanabilir. Bazılarında çok daha doğal bir tat verirken, diğerlerinde sadece yumuşak bir tat olarak kalır. UX ile ilişkisine bakacak olursak, onboarding uygulamaları, veteran kullanıcıları sistemde tutabilmesi, ya da kullanım motivasyonunu ürün içinde getirmesi gibi çok şey söylenebilir ama en önemli faydasını alışkanlık yaratmaya katkısında görüyorum. Kullanıcıyı yormaksızın alışkanlık oluşturmak ve ardından bu alışkanlığın üzerine gelir modeli inşa etmek -bkz. instagram, pinterest vb.- hem UX hem de girişimler için işlerliği ispatlanmış bir yöntem.
  4. Biraz da sizin oyunlaştırma ile olan ilişkinizden bahsedelim dilerseniz. Üniversiteden matematik mühendisi olarak mezun olduktan sonra bu alana yönelmenizin sebebi nedir? Neydi sizi çeken? Ve bugün geldiğiniz noktadan memnun musunuz?
    Matematiğin sarsılmazlığı, felsefe ile ilişkisi ve interdisipliner yapısı benim gibi çabuk sıkılan biri için çok cazipti. Bu dönemde, felsefe derslerinin de etkisi ile daha da çok “insanlar yaptıkları şeyleri neden yapar?” ve benzeri sorular kafamda dönmeye başladı. Dolayısıyla, psikoloji ve sosyal psikolojiye merak sardım. İş hayatına atıldığımda mühendis yanım ağır bastı ve işe proje yönetimi ile başladım. Gelgelelim, gerçekten güzel ürünler üreten bir ekibin parçası olmak içimdeki sosyal psikoloji merakını canlandırdı ve ürün tarafına geçme kararı aldım. Bu konuda çalışmaya başlayınca ister istemez davranışsal ekonomi ve oyunlaştırma ile tanışıyorsunuz. O zamanlar çalıştığım şirket Tart New Media, ki hayatımı değiştiren yerdir, bir projede oyunlaştırma kullandı ve hemen ardından ülkenin ilk oyunlaştırma platformunu kurdu. Benim gibi oyun oynamayı çok seven ve ürün yönetimi yapmak isteyen biri için harika bir fırsattı. Bu sırada hem sosyal psikoloji yüksek lisansı hem de İşte Oyun’un ürün yöneticiliği ile her iki hayalimi birden gerçekleştirdim.
    Aslına bakarsanız benim için oyunlaştırma elimdeki enstrümanlardan biri. Ama çok önemli biri. Beni birçok parlak insanla bir araya getiren, diğer sorumluluklarımı yerine getirirken farklı bir dokunuş yapmamı mümkün kılan oyunlaştırmanın henüz emekleme dönemlerinde aktif olarak rol almaktan çok mutluyum.
  5. Peki Gamification kavramının geleceğinden söz etmenizi rica etsek, nele söyleyebilirsiniz. Ne yöne gidecek, nasıl bir hal alacak? Belki biraz klişe olacak ama mesela on yıl sonra bu konuyu, şu anda bulunduğu konuma göre ne noktada görüyorsunuz?
    Gelecekte dünyanın bu konuda biraz daha sakinleşeceğini, bunun deneyim tasarımının bir parçası olduğunun farkına varıp daha abartısız ama daha verimli bir şekilde kullanacağını tahmin ediyorum. Ardından, hayatımızın her anında “online” olmamızı sağlayacak “wearable” ve “Internet of things” sayesinde çok daha ustaca yapılmış kurgular göreceğimizi ve bir süre sonra da bu kurguların tamamen gereksiz duruma geleceğini tahmin ediyorum. Düşünsenize, yaptığımız her şeyi “sayan” ve dolayısıyla daha biz düşünmeden yapacaklarımızı bilme yetisine sahip olan makinelerin bizi motive edecek kurguları işletmesine ne gerek var ki?
  6. Bu konuyla ilgili başarılı olmuş ve dinleyenleri etkileyen kimi çalışmalardan örnek vermenizi istesek, aklınıza ilk gelen örnek çalışmalar hangileri olur?
    Açıkça söylemek gerekir ki en etkileyici başarı örneklerinin- Foursquare’i biraz ayırabiliriz- bugün bahsettiğimiz anlamda tasarlanmış oyunlaştırma uygulamaları olmaması bu soruya cevap verirken bir tasarım ikilemini anımsatıyor. Örneğin, Twitter’ın bağlılık yaratan yapısının oyunlaştırma öğeleri ile bezeli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz fakat dediğim gibi tasarlanırken bugün bahsettiğimiz anlamda oyunlaştırmadan söz etmek mümkün değil. Bu Twitter’ı oyunlaştırmanın bir örneği olmaktan geri koyar mı? Kimileri, tasarımın olası her şeyin bilinçli kurgulanması olarak gördüğünden Twitter’ı oyunlaştırma örneği saymaz. Kimileri de nihayetinde tasarımın ve inovasyonun önemli bir kısmının görünürde çok farklı alanlarda duran noktaları birleştirmek olduğu fikrine binaen bunu oyunlaştırma örneği olarak görür. Ben ikinci bakış açısını benimsiyorum. Böyle baktığımızda Twitter, Instagram, Pinterest, Dropbox en iyi örnekler olarak aklıma geliyor. Bunların nasıl oyunlaştırılmış olduğundan workshop sırasında daha detaylı bahsedeceğim.
  7. Etkinlik özelinde konuşacak olursak, katılımcıların etkinlikten çıktıklarında konuyla ilgili düşüncelerinde ne gibi değişiklikler olacağını düşünüyorsunuz? Bu etkinlik onlara ne katacaktır, profesyonel ya da günlük hayatlarında neler kazandıracaktır?
    Oyunlaştırma ile ilgili mevcut tüm gürültüden kurtulacaklar. Temelini nereden aldığını, neden işe yaradığını öğrenecekler ve dolayısıyla herhangi bir projede ne istemeleri/yapmaları gerektiği konusunda çok daha güvenli olacaklar. Oyunlaştırmanın pek görünmeyen ama çok güçlü olan diğer yanlarını görüp, ne kadar az geliştirme ile ne denli çok etki yaratabileceklerini görecekler.
    Ayrıca şu var ki oyun hakkında konuşmaya başladığımızda konu hayatın en temel sorularına dek gider. Bir şeyleri neden yapıyoruz? Ya da yapmıyoruz? Nedir bizi motive eden şey? İstediğimizi düşündüğümüz şeyler neden bizi memnun etmiyor?… gibi. Bu sorgulamaların herkesin hayatına pozitif bir etki bırakacağı da aşikar.
  8. Son olarak, sizin bundan sonraki dönemde Gamification dahilindeki kariyer planlarınız nelerdir? Bu alanda hangi yöne gitmek ve neler yapmak istiyorsunuz?Dediğim gibi ben oyunlaştırmayı önemli enstrümanlarımdan biri olarak görüyorum. Amacım gerçekten fayda üreterek kazanım elde etmek olan işlerde bulunmak. Oyunlaştırma da bu amaç için değerli bir araç. İş hayatını bir kenara bırakalım, oyunlaştırma ile ilgili asıl hedefim beni bu ve benzeri etkinliklerde açık fikirli, üretken insanlar ile bir araya getirmesi ve birlikte öğrenmemizi sağlaması.